Çocuk ve Ölüm (a.)
Tüy
Rü’yâ bu. Yoksa başka bir âlem midir ölüm?
Tozlu sözler bahçesi, rüzgâr sözler!
Örterdi çocukluğu, kar gülü
Gecenin asasını düşürürdü, yıldızlar
Gümüş yılanlardı sözlerin
Çıkış yolunu tutan gülümseyiş
Söylenirdi…
Korku dökülüp yayılırdı geceye
Bakır tütsülerle solardı sanki
Ayın hançeri dolaşırdı yüzünde
Yıldız ölüleriyle süslenirdi düşlerim
Ürpertirdi yamaçların keskin dişleri
Dalgalar beyaz şövalyelerdi görürdüm
Gözlerinizle
Lavinia (asaf)
Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Yine de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia
Ozan Tarafsızlığı (ince)
Nesneler karşısında tarafsızdır ozan,
denizden bir koku kalmıştır tırnaklarında;
elmanın çürüyüp düştüğünü görmüştür dalından:
tuz kokusu denize dönecektir
ve boyun eğmeyecektir kendi özüne elma.
Nesneler karşısında tarafsızdır ozan,
mavileşerek birikir sarnıçta su,
güneş yükseldikçe gölge kısalır,
gerçek öğle tanığıdır ozanın.
Nesneler karşısında tarafsızdır ozan,
çünkü ölüme de ölümsüzlüğe de karşıdır ozan
Leylaklarını Anlatıyorum (Ilgaz)
Leylak getiriyorsun bana güneşli bir gün
Onu saçlarından topladığın belli
Bir leylak bahçesisin karşımda
Böyle kucağında kalsa daha iyi
Bir vazoya bırakıp gidiyorsun
Sen gidiyorsun leylaklar kalıyor mu sanki
Önce renkleri gidiyor arkandan
Nesi varsa gidiyor soyunarak
Her vazoya baktıkça karşımdasın ne tuhaf
Her kokladıkça dönüp dönüp geliyorsun
Düşünceler gibi filizleniyorsun gün geçtikçe
Yaprak yaprak gelişiyorsun
Leylak leylak bakıyorsun gözlerimin içine
Ölümsüz bir mevsim oluyorsun
Bir Zamandı (aksal)
Ağaçlar uzağa kayıyor!
Bungundu hava, kuş ve bulut
Eriyordu, sanki, doğanın
Yokluğuna alışmamızı
Denemesine benziyordu
Bu. Bir adım ötemizdeydi,
Ölük, bahçe.
Gitsek diyorduk,
Sonuna dek düşüncenin.
Hacivat'ın Karısı (birsel)
HACİVAT'ın karısı
İncecikten yeldirmeli
Göz kaş oynatmalı
Gerdan kırmalı
Belden sarmalı
Gülmeli güldürmeli
Rakı süzmeli
Âşık üzmeli
Şiir süzmeli
HACİVAT'ın karısı
Beyoğlu'nda gezmeli
Hekim Öğütleri (sezer)
Uyanıp gecenin bir yerinde
karanlığı dinlemek?
Sevdadandır
Dalıp gitmek yıldızların kımıltısına
Yüreği bölmesi türkülerin?
Sevdadandır
Geceler uzuyor gitgide...
Kıştır
geceler uzar
Sevdadır kısaltan geceyi
Sevda nasıldır?
Unuttu etim iğde çiçeklerini
Dişlerim kenetli
sevda dendimi
Elinizi toprağa dayayın
duyun tohumun çıtırtısını
Kekik koklayın
Toprağın sevgisiyle bakın
güneşe ve yağmura
Bir bebek kıpırdasın kanınızda
Sevdalanın.
Tüy
Rü’yâ bu. Yoksa başka bir âlem midir ölüm?
Tozlu sözler bahçesi, rüzgâr sözler!
Örterdi çocukluğu, kar gülü
Gecenin asasını düşürürdü, yıldızlar
Gümüş yılanlardı sözlerin
Çıkış yolunu tutan gülümseyiş
Söylenirdi…
Korku dökülüp yayılırdı geceye
Bakır tütsülerle solardı sanki
Ayın hançeri dolaşırdı yüzünde
Yıldız ölüleriyle süslenirdi düşlerim
Ürpertirdi yamaçların keskin dişleri
Dalgalar beyaz şövalyelerdi görürdüm
Gözlerinizle
Lavinia (asaf)
Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Yine de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia
Ozan Tarafsızlığı (ince)
Nesneler karşısında tarafsızdır ozan,
denizden bir koku kalmıştır tırnaklarında;
elmanın çürüyüp düştüğünü görmüştür dalından:
tuz kokusu denize dönecektir
ve boyun eğmeyecektir kendi özüne elma.
Nesneler karşısında tarafsızdır ozan,
mavileşerek birikir sarnıçta su,
güneş yükseldikçe gölge kısalır,
gerçek öğle tanığıdır ozanın.
Nesneler karşısında tarafsızdır ozan,
çünkü ölüme de ölümsüzlüğe de karşıdır ozan
Leylaklarını Anlatıyorum (Ilgaz)
Leylak getiriyorsun bana güneşli bir gün
Onu saçlarından topladığın belli
Bir leylak bahçesisin karşımda
Böyle kucağında kalsa daha iyi
Bir vazoya bırakıp gidiyorsun
Sen gidiyorsun leylaklar kalıyor mu sanki
Önce renkleri gidiyor arkandan
Nesi varsa gidiyor soyunarak
Her vazoya baktıkça karşımdasın ne tuhaf
Her kokladıkça dönüp dönüp geliyorsun
Düşünceler gibi filizleniyorsun gün geçtikçe
Yaprak yaprak gelişiyorsun
Leylak leylak bakıyorsun gözlerimin içine
Ölümsüz bir mevsim oluyorsun
Bir Zamandı (aksal)
Ağaçlar uzağa kayıyor!
Bungundu hava, kuş ve bulut
Eriyordu, sanki, doğanın
Yokluğuna alışmamızı
Denemesine benziyordu
Bu. Bir adım ötemizdeydi,
Ölük, bahçe.
Gitsek diyorduk,
Sonuna dek düşüncenin.
Hacivat'ın Karısı (birsel)
HACİVAT'ın karısı
İncecikten yeldirmeli
Göz kaş oynatmalı
Gerdan kırmalı
Belden sarmalı
Gülmeli güldürmeli
Rakı süzmeli
Âşık üzmeli
Şiir süzmeli
HACİVAT'ın karısı
Beyoğlu'nda gezmeli
Hekim Öğütleri (sezer)
Uyanıp gecenin bir yerinde
karanlığı dinlemek?
Sevdadandır
Dalıp gitmek yıldızların kımıltısına
Yüreği bölmesi türkülerin?
Sevdadandır
Geceler uzuyor gitgide...
Kıştır
geceler uzar
Sevdadır kısaltan geceyi
Sevda nasıldır?
Unuttu etim iğde çiçeklerini
Dişlerim kenetli
sevda dendimi
Elinizi toprağa dayayın
duyun tohumun çıtırtısını
Kekik koklayın
Toprağın sevgisiyle bakın
güneşe ve yağmura
Bir bebek kıpırdasın kanınızda
Sevdalanın.
Maruf Öztoprak
Mustad'af
Sadık Albayrak
Umut Çetinkaya
Eyüp Sabri
Mehmet Kütükçüoğlu