Eskiden Terzi (ergülen)
beni eskit, bir terzi çıkar
fazlalıklarımdan, prova yokmuş
meğer! acıyan ve acıtan ten var
oldukça gövde dikiş tutmuyor
eskiden terziydim, dar vakitte
dükkanım vardı, ilk gömleğim
tez uçtuydu tenimden, o hevesi
artık gönlüm çekmiyor
teninden bir yağmur biç bana da
aramızın açıldığı yerden, o makas
hatırayı paslı bıraktı! düğmenin
yeraltında ten yokmuş tenhadan başka
şimdi heves bol geliyor
Kabuk (deniz)
Gölgesini meleklerin dokuduğu bir ruha
vurulmak! O büyülü mahkumiyet
Vuslat ve kıraat…
Gece dindi. Vücud, beklemekte eprimiş bir hazne
gibi soğudu, susturuldu. Yapraklarından bir eski
aşk mevsimi sızıyor. Çürüyecek! Akıyor lekesi
ölümün kipine…
Ete, sese ve ekmeğe…
Sanki bu ezbere hayatın ötesinde yıkanıyor
du dil! Ötede başlıyor ve son buluyor
du kalbi dövmelerle incinen gecenin
yaydığı hatıra sağanağı…
Öteler öteler, hep ötelerde…
Artık sabahlar unutuldu!
Ah, ruhum!
İyi ki yaz bitti!
Ölü Bir Ozanın Sevgili Karısını Görmeye Gitmek (berk)
'Kağıtlar, kitaplar, dedi, nereye elimi atsam.
Kiminde yarım kalmış, nasılsa bitmiş bir şiir
Kiminde. Hem her şey şiirlerde değil miydi?
Bir gök şiirde ağar, bir sokak şiirlerde
Gider gelirdi.
Böyle yaşayıp gidiyorduk.'
Sesi, Sanki çok ötelerden gelirmiş gibi
Ezik, suskun odaları dolaştı durdu.
Masada açık duran bir kitabı gösterdi sonra
Ölünün, son kez elini sürdüğü ve kaldığı.
'Burada işte oturmuş şu kitabı okuyordu,
Elinden kitabın düştüğünü gördük sonra.
Hepsi bu.'
Böyle dedi, yüzüne kapayıp ellerini
Alınmış gibi bir bulutun yer değiştirmesinden.
Esenlik Bildirisi (özel)
Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir
kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa
yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa
o şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektir
Duygular paketlenmiş, tecime elverişli
gövdede gökyüzünü kışkırtan şiir sahtedir
gazeteler tutuklamış dünya kelimesini
o dünyadan, o şiirden öcalmalı demektir
Ölüm gelir, ölüm duygusuna karşı saygısız
ve zekâ babacan tavrıyla tiksinti verir
söz yavan, kardeşlik şarkıları gayetle tıkız
öcalınmazsa çocuklar bile birden büyüyebilir
Yargı kesin: Acı duymak ruhun fiyakasıdır
kin, susturur insanı; adına çıdam denir
susulunca tutulan çetele simsiyahtır
o siyah öcalmakcasına gür ve bereketlidir
Vandal yürek! Görün ki alkışlanasın
ez bütün çiçekleri kendine canavar dedir
haksızlık et, haksız olduğun anlaşılsın
yaşamak bir sanrı değilse öcalınmak gerektir.
Kimsesizlik (kamu)
Yıllardır bir kıvılcım kapalı kında,
Kimsesizlik dört yanımda bir duvar gibi;
Mustaribim bu duvarın dış tarafında,
Şefkatına inandığım biri var gibi.
Sanıyorum saçlarımı okşuyor bir el,
Kıpırdamak istemiyor göz kapaklarım;
Yan odadan bir ince ses diyor gibi gel!
Ve hakikat bırakıyor hülyamı yarım.
Gözlerimde parıltısı bakır bir taşın,
Kulaklarım komşuların ayak sesinde;
Varsın yine bir yudum su veren olmasın,
Baş ucumda biri bana 'su yok' desin de!
Yedi Ağıdı (İskender)
istanbul! yedi tepe!
acı süt toplamış yedi kopuk meme!
bir yedi kula dahi mi duyuramadı sesini
o bok gece Yedikule!
genç ve inatçı Osman
onur ve tutku kimi
tüy tutmamış toy tene
yedi tür sperm lekesi
ve yedi dikenli bluğ nefese
atılan kırağı, karaşın yeniçeri penisleri
bir oğlancıl kuş gördü de katliamı
koşup haber verdi tarihe!
beni eskit, bir terzi çıkar
fazlalıklarımdan, prova yokmuş
meğer! acıyan ve acıtan ten var
oldukça gövde dikiş tutmuyor
eskiden terziydim, dar vakitte
dükkanım vardı, ilk gömleğim
tez uçtuydu tenimden, o hevesi
artık gönlüm çekmiyor
teninden bir yağmur biç bana da
aramızın açıldığı yerden, o makas
hatırayı paslı bıraktı! düğmenin
yeraltında ten yokmuş tenhadan başka
şimdi heves bol geliyor
Kabuk (deniz)
Gölgesini meleklerin dokuduğu bir ruha
vurulmak! O büyülü mahkumiyet
Vuslat ve kıraat…
Gece dindi. Vücud, beklemekte eprimiş bir hazne
gibi soğudu, susturuldu. Yapraklarından bir eski
aşk mevsimi sızıyor. Çürüyecek! Akıyor lekesi
ölümün kipine…
Ete, sese ve ekmeğe…
Sanki bu ezbere hayatın ötesinde yıkanıyor
du dil! Ötede başlıyor ve son buluyor
du kalbi dövmelerle incinen gecenin
yaydığı hatıra sağanağı…
Öteler öteler, hep ötelerde…
Artık sabahlar unutuldu!
Ah, ruhum!
İyi ki yaz bitti!
Ölü Bir Ozanın Sevgili Karısını Görmeye Gitmek (berk)
'Kağıtlar, kitaplar, dedi, nereye elimi atsam.
Kiminde yarım kalmış, nasılsa bitmiş bir şiir
Kiminde. Hem her şey şiirlerde değil miydi?
Bir gök şiirde ağar, bir sokak şiirlerde
Gider gelirdi.
Böyle yaşayıp gidiyorduk.'
Sesi, Sanki çok ötelerden gelirmiş gibi
Ezik, suskun odaları dolaştı durdu.
Masada açık duran bir kitabı gösterdi sonra
Ölünün, son kez elini sürdüğü ve kaldığı.
'Burada işte oturmuş şu kitabı okuyordu,
Elinden kitabın düştüğünü gördük sonra.
Hepsi bu.'
Böyle dedi, yüzüne kapayıp ellerini
Alınmış gibi bir bulutun yer değiştirmesinden.
Esenlik Bildirisi (özel)
Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir
kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa
yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa
o şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektir
Duygular paketlenmiş, tecime elverişli
gövdede gökyüzünü kışkırtan şiir sahtedir
gazeteler tutuklamış dünya kelimesini
o dünyadan, o şiirden öcalmalı demektir
Ölüm gelir, ölüm duygusuna karşı saygısız
ve zekâ babacan tavrıyla tiksinti verir
söz yavan, kardeşlik şarkıları gayetle tıkız
öcalınmazsa çocuklar bile birden büyüyebilir
Yargı kesin: Acı duymak ruhun fiyakasıdır
kin, susturur insanı; adına çıdam denir
susulunca tutulan çetele simsiyahtır
o siyah öcalmakcasına gür ve bereketlidir
Vandal yürek! Görün ki alkışlanasın
ez bütün çiçekleri kendine canavar dedir
haksızlık et, haksız olduğun anlaşılsın
yaşamak bir sanrı değilse öcalınmak gerektir.
Kimsesizlik (kamu)
Yıllardır bir kıvılcım kapalı kında,
Kimsesizlik dört yanımda bir duvar gibi;
Mustaribim bu duvarın dış tarafında,
Şefkatına inandığım biri var gibi.
Sanıyorum saçlarımı okşuyor bir el,
Kıpırdamak istemiyor göz kapaklarım;
Yan odadan bir ince ses diyor gibi gel!
Ve hakikat bırakıyor hülyamı yarım.
Gözlerimde parıltısı bakır bir taşın,
Kulaklarım komşuların ayak sesinde;
Varsın yine bir yudum su veren olmasın,
Baş ucumda biri bana 'su yok' desin de!
Yedi Ağıdı (İskender)
istanbul! yedi tepe!
acı süt toplamış yedi kopuk meme!
bir yedi kula dahi mi duyuramadı sesini
o bok gece Yedikule!
genç ve inatçı Osman
onur ve tutku kimi
tüy tutmamış toy tene
yedi tür sperm lekesi
ve yedi dikenli bluğ nefese
atılan kırağı, karaşın yeniçeri penisleri
bir oğlancıl kuş gördü de katliamı
koşup haber verdi tarihe!
Maruf Öztoprak
Mustad'af
Sadık Albayrak
Umut Çetinkaya
Eyüp Sabri
Mehmet Kütükçüoğlu