İngilizce Acil Yardım Edebiyat Üzerine Genel

SİZİN GÖNDERDİKLERİNİZ

 Maruf Öztoprak
 Vaveyla-i Firak

 Yazıları / Şiirleri

  Mustafa Acar
  Hayata Dair

  Yazıları / Şiirleri

  Mustad'af
  Aykırı Düşünceler

  Şiirleri

  Sadık Albayrak
  Gelişim Durağı

  Kişisel Gelişim Yazıları

  Umut Çetinkaya

  Şiirleri


  Eyüp Sabri

  Yazıları


  Mehmet Kütükçüoğlu
  Toza Sor

  Şiirleri

  Caner Ertan
  Dardır Cennetin Sokakları

  Şiirleri



File: Mezhepler
Description:
Author: bakem
Date: 2007-09-09 12:50
Comments: (0)
Ratings:
Untitled Document

MEZHEPLER
MEZHEP: Bir din içinde anlayış ayrılıklarından ortaya çıkan kollardan her biri. İslam dünyasında dinsel ve siyasal mezheplerin doğmasına yol açan nedenler şöyle sıralanır.

  1. Irkçılık: Kuran, insanlar arasında Tanrı saygısı dışında bir üstünlük tanımadığı,          Hz. Muhammed’de “Irkçılık davası güdenler bizden değildir” dediği halde halife Hz. Osman döneminde Kureyş kabilesinin iki kolu olan Emeviler ile Haşimiler arasında kabilecilik çekişmeleri, siyasal anlaşmazlıklar ortaya çıktı. Hamicilik mezhebi ile daha sonra, İran kökenli müslümanlar tarafından çeşitli dinsel, siyasal mezheplerin doğuşunda da ırkçılığın etkisi büyük oldu.
  2.  Halifelik Sorunu: Bu temel sorun, Müslümanların bütününe yakınının Sünnilik ve Şiilik adlarıyla iki ana mezhebe ayrılmasının başlıca nedeni oldu.
  3. Eski İnançlar: Müslümanların eski büyük dinlere komşu olmaları, eski inanç ve geleneklerinden bazılarını yaşatma eğilimleri, felsefenin İslam dünyasına girmesi ve insanın güç, akıl ve iradesinin sınırı, sorumluluğu, Tanrı karşısındaki durumu, Kur’an ayetlerinin yorumlanması gibi nedenlerle de İslam dünyasının itikat alanında değişik görüşlerin ortaya çıkmasına ve mezheplerin doğmasına yol açtı.

Birçok konuda özel, dinsel, siyasal görüşler geliştirerek biz mezhep kimliği kazanan ilk hareket Şiilik oldu. Özellikle Emeviler döneminde hızla gelişti ve kökleşti. Bunlarda kendi aralarında birçok kollara ayrıldılar. Halife Ali ile Muaviye arasındaki Sıffin Savaşı’ndan sonra hakemlik yöntemini benimsemeyen Ali yandaşları, iki tarafa da karşı çıkıp Haricilik mezhebini kurdular.
Yalnızca inanç ve düşünce konularındaki görüş ayrılıkları nedeniyle ortaya çıkan ilk itikadi mezhep “mutezile” oldu.
Dinin uygulama yönünü kapsayan fıkıh mezhepleri arasında şianın zeydiye ve imamiye kollarıyla hariciye ehl-i sünnet dışı sayılırken şafilik, hanefilik, hanbelilik, ve Malikilik ehl-i sünnet fıkıh mezheplerini oluşturur. Bu dört mezhebin daha iyice yerleşmediği dönemlerde Davut bin Ali, İbni Ebi Leyla, Evzai, Süfyün-ı Servi, İbni Şübnüme gibi fıkıh ve hadis bilginlerine bağlı birçok mezhep ortaya çıktı. Ancak zahiniye mezhebi uzun süre yaşayabildi, diğerleri ise eridiler. Günümüzde İslam dünyasında gerek itikat gerek fıkıh alanlarında ehl-i sünnet çizgisindeki mezhepler çoğunluktadır.

            HANEFİLİK: İmamı Azam Ebu Hanife’nin kurduğu fıkıh mezhebi fıkıh biliminin en büyük önderi kabul edilen Ebu Nahife (Numan bin Sabit) 30 yıllık öğretim yaşamı boyunca ehli sünnet ilkelerine bağlı dört fıkıh mezhebinden biri olan Hanefilik mezhebinin kuruluş ve gelişmesini sağlayan temel yöntemleri oluşturup belirledi. Fıkıh sorunlarını ve varılan sonuçları belli başlıklar altında toplayan ve bölümlere ayıran yine ilk kez Hanefi fıkıhçılar oldu. Hanefilik yönteminde herhangi bir fıkıh sonucu, öncelikle sorunun Kuran ayetleriyle çözünlenmesine çalışılır. Kuran’da sorunun çözümüne yarayacak açık yada kapalı bir anlatım varsa Kuran’a uymak gerekir; yoksa Hz. Peygamber’in sünnetine başvurulur. Sünnette de çözüm bulunamayan sorunlar için ashabın fetva ve yargıları dikkate alınır. Önce Irak’ta temeli atılıp ilkeleri belirlenen Hanefilik, Abbasiler döneminde Horasan ve Maveraünnehir’e yayıldı. Türklerin İslam dünyasında ağırlığıyla yeniden canlandı. En etkili, yaygın fıkıh mezhebi oldu. Günümüzde bütün Müslüman ülkelerde Hanefiler bulunmakla birlikte, İslam dünyasının Kuzey ve Doğu kesimlerinde yaşayan halkların yörelere göre büyük çoğunluğu hanefidir. Türklerden Hanefi olmayanlar pek azdır. Araplar dışındaki Sünni Müslümanların hepsinde Hanefiler çoğunluktadır.
           
MALİKİLİK: İmam Malik bin Enes’in kurduğu Sünni fıkıh mezhebi. Kurucusunun adından dolayı Malikilik diye adını alan ve dört büyük mezhepten biri olan bu mezhep, Medine’de ortaya çıktı ve Hicaz dolaylarında yayılma olanağı buldu. İmam Malik zamanında Mısır ve öteki bazı K.Afrika ülkelerinde de benimsenmeye başlandı. Günümüzde Tunus, Trablus, Cezayir, Fas, Sudan, Libya Müslümanlarının çoğu malikidir. Hicaz, Suriye ve Yukarı Mısır’da da malikiler vardır.
            Malikilik mezhebinin bilgi kaynaklarının başında İmam Malik’in Kitab-ül Muvatta adlı ünlü hadis yapıtıyla bu yapıta yazılan şerhler yer alır. İmam Malik’in fıkıhla ilgili görüşleri Eset bin Fuat’ın el-Esediye adlı kitabında toplandı. Bu kitaptan yararlanarak Sahnun ise el-Müdevvevet-ül-kübra adlı yapıtı yazdı.
            Fıkıh konusunda bu mezhepte geniş bir uygulama alanı bulmuş bir yöntem “istihsan”dır. Bir konuda belli bir çözüm bulunmasına karşılık, gelenek ve göreneklerin yada başka bir sorumluluğun göz önüne alınarak yeni duruma göre yeni bir çözüm getirme yöntemi anlamına gelen istihsanın yanı sıra, hakkında nas bulunmayan bir fıkıh sorununu, İslam hukukunun ruhuna ve genel ilkelerine göre akıl ve düşünceyle çözme anlamına gelen mesalih-i mürsele yöntemi de bu mezhepte önem taşır. Malikilikteki özel uygulamalardan biri de kötülüğe giden yolları kapama ve iyiliğe ulaştıran yolları açmadır.

            ŞAFİİLİK: Ebu Abdullah bin İdris eş-Şafii (765-820) tarafından kuruldu. Mezhep, Mısır’da yayılmaya başladı, Irak’ta da ortaya çıktı ve yayıldı.
            Şafiilik Abbasilerin resmi mezhebi Hanefilikle uzun süre rekabet etti. Sonunda Mısır Eyyubilerin eline geçince Mısır’da Şafiilik egemen oldu. Şafiilik Suriye, İran, Horasan, Merv ve Taşkent’e girdi. Günümüzde Mısır, Güneydoğu Anadolu, Azerbaycan, Kafkasya, Filipinler, Seylan, Malezya, Hindistan ve Endonezya’da güçlü bir mezhep olarak varlığını sürdürmektedir.
            Şafiilikte fıkıh sorunlarıyla ilgili olarak İmam Şafii’ye bağlı görüşlerin çoğu, birbirinden ayrı ikili görüşlerdir. Bunun nedeni, Şafii’nin birbirinden farklı iki ayrı bölgede yaşamış olmasıdır. İmam Şafii Bağdat’tan Mısır’a geçince yeni çevrenin sorunları, koşulları uyanınca yeni içtihatlarda bulunmuştur. Ayrıca icma ve kıyas da hukukun ana kaynaklarıdır. İmam Şafii, diğer bilginler tarafından kabul edilen görüşleri geçerli saymamıştır. Şafiilik hadislere sıkı sıkı bağlıdır. Kuran’ın hadislerin ışığı altında yorumlanması gerektiğini belirtmişlerdir. Çünkü Kuran’ın hadislerle çatışması düşünülemez.
            Şafii, genel geçerliliği olan ilkelerden sapma ve gelişigüzel karar verme sonucunu doğuracağı kaygısıyla Hanefilikteki istihsar ilkesine karşı çıkmıştır. Allah, Hz.Peygamber’den başka hiç kimsenin kişisel görüşlerinin hukuk kaynağı sayılmasına izin vermemiştir. Gazali, Beyzavi, Cüveyni diğer Şafii bilginlerdir. Mezhebin en önemli kaynakları arasında İmam Şafii’nin El-Ümm, Müzeni’nin el-Muhtasar, Nevezi’nbin Minhac üt-talibin, Farii’nin Fethul-aziz adlı yapıtları başta gelir.

            HANBELİLİK: İmam Ahmet bin Muhammet bin Hanbel (Öl.855) kurduğu mezhep. Fıkıh (ibadet ve hukuk) alanında ehli sünneti oluşturan dört ana mezhepten en sonuncusu. Bu mezhepten olanlara hanbeli denir. Şafiilikten sonra kurulmuştur. Bilimsel yöntem bakımından bu mezhebe yakındır. Ahmet bin Muhammet bin Hanbel’in öğretisinin öğrencilerince kaleme alınmasıyla oluşan metinlere dayanır. İbni Hanbel bütün fıkıh sorunlarını Kuran ve hadislere dayanarak çözmeye çalıştı. Ancak çok zorunlu durumlarda kişisel görüş ve düşünceye başvurulmasına izin verdi. Hanbelilik, dinsel doğmalara en çok, akla en az ağırlık veren mezheptir. Şiilerden önce İran’da hanbeliler vardı. İbni Hanbel’in doğuş yetiştiği Bağdat, daha sonra be mezhebin ünlü bilgini İbni Teymiye’nin çalışma alanı Şam, mezhebin en önemli merkezleriydi. XIV.yy’da hanbelilik sönmeye yüz tuttu. Ancak XVIII.yy’da ortaya çıkan vahhabilik, hanbeliliğe yeni bir canlılık kazandırdı. Vahhabilik, günümüzde Suudi Arabistan’ın resmi mezhebi durumuna geldi. Hicaz’da, Basra körfezindeki emirliklerde, Hint yarımadasında da hanbeli bulunmaktadır.