1. get on well
Okunuşu: /get on wel/
Anlamı:
(v) ... ile iyi anlaşmak.
Örnek:
We get on well with Ali.
Biz Ali ile iyi anlaşırız.
2. persuade
Okunuşu: /pısevyd/
Anlamı:
(v) ikna etmek.
Örnek:
The child persuaded by crying.
Çocuk ağlayarak ikna etti.
3. arrive
Okunuşu: /ırayv/
Anlamı:
(v) ulaşmak, gelmek (yolculuğun sona ermesi).
Örnek:
They arrived this morning.
Bu sabah geldiler.
What time does the train arrive at the station?
Tren istasyona ne zaman gelir?
4. allow
Okunuşu: /ılov/
Anlamı:
(v) izin vermek, müsaade etmek, olanak tanımak
Örnek:
I allowed my servant one day a week.
Hizmetçime haftada birgün izin verdim.
Önemli:
Olumsuz olarak kullanıldığında genel yasaklama anlamına gelir.
Örnek:
They don't allow dogs in the hotel.
Otelde köpeklere müsaade etmiyorlar.
Eğer bu durumda "allow" dan sonra başka bir fiil daha geliyorsa bu fiil "gerund" (ing) olarak gelir.
I don't allow smoking in my home.
Evimde sigara içilmesine müsaade etmiyorum.
5. gain
Okunuşu: /geyn/
Anlamı:
(v) (saat) ileri gitmek.
Örnek:
My watch has gained 5 minutes.
Saatim 5 dakika ileri gitti.
Diğer Yayınlanmış Kelimeler için TIKLAYINIZ!
Maruf Öztoprak
Mustad'af
Sadık Albayrak
Umut Çetinkaya
Eyüp Sabri
Mehmet Kütükçüoğlu