EROZYONUN ZARARLARI KONUSUNDA NELER YAPILABİLİR?
Dünyanın insanlara değil, insanların dünyaya ait olduğunun bilincine varılması en etkili çözüm yolu olarak görünmektedir.
Bu konuda alınması gereken önlemler ve etkili eylemler birçok yayın organlarında en ince ayrıntılarına kadar yazılıp çizilmiş ve açıklanmıştır. Biz burada, bunların hepsini özet olarak aksettiren ve bütün insanlığa verilmiş değerli bir ders niteliğini taşıyan Kızılderili hikâyesini hatırlatmak ve bundan bazı sonuçlar çıkarmakla yetinelim.

BİR KIZILDERİLİ REİSİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Yıl 1865, bir Kızılderili kabilesi havası ve suyu çok temiz, yeşil bitki örtüsünün güzelliği dillere destan bir doğa parçasında, hayvancılık yaparak mutlu bir yasam sürmektedir. Beyaz insan bu toprakları satın alıp burada tarım işletmesi yerine, endüstri işletmeleri kurmak istemektedir. Bu amaçla fikirlerini Kızılderili kabile reisine açıklarlar ve bu yerleri satmalarını önerirler.
Kızılderili kabile reisi biraz düşünür ve bir karara varır; bu öneriyi kabilesi için aşağılayıcı bulduğunu ve böyle bir öneriyi yadırgadığını ifade ederek:
"Gök nasıl alınıp satılabilir? Yahut dünyanın nefesi? Bu düşünüş şekli bize yabancı. Eğer biz havanın temizliğine, tazeliğine ve pırıl pırıl akan sulara sahip olmazsak halimiz nice olur? Onu siz bizden nasıl satın alırsınız? Otlaksız ve çayırsız bir yerde hayvanlarımız nasıl yaşar? Hayvanlara ne olursa, insanlara da ayni şey olur. Her şey birbirine bağlıdır. Dünyaya neler zarar verirse dünyanın oğullarına da aynı zararı verir. İnsan hayatın dokusunu yaratmadı, o bu dokunun sadece bir lifidir. Sizler bu dokuya ne yaparsanız, o da size aynı şeyi yapar. Biz dünyanın bir parçasıyız ve oda bizim bir kısmımız. Kızılderili insanlar için hava çok değerli. Çünkü bütün insan, hayvan ve ağaçlar aynı soluğu paylaşıyor. Hayvansız bir insan nedir? Eğer hayvanların hepsi yok olsa, insan fikir yalnızlığına düşer.
Bizim çocuklarımıza öğrettiğimiz şu şeyleri sizde çocuklarınıza öğretin:
Dünya bizim anamızdır; insan dünyaya tükürürse, bizzat kendisine tükürmüş olur. Çünkü biz şunu biliyoruz: dünya insanlara değil, insanlar dünyaya aittir."
Ve Kızılderili kabile başkanı inancını özür dileyerek şu cümle ile belirtir:
"KUSURA BAKMAYIN, BEN NİHAYET BİR VAHŞİYİM, BAŞKA TÜRLÜSÜNE AKLIM ERMEZ".
Tüm insanlığa 125 yıl öncesinden seslenen ve bizlerle alay edercesine kendini "vahşi" olarak niteleyen Kabile Başkanının bütün çırpınmalarına karsı o yer alınmış, üzerine bacaları zehir kusan fabrikalar kurulmuştur. Sonuç ne olmuştur? Bunun yanıtını, aşağıda sadece 2 örnek halinde sunulan bazı sayısal değerler vermektedir:
* A.B.D. de "Temiz Hava Yasası" nın yürürlüğe girmesinden yirmi yıl sonra bile, 76 milyon Amerikan vatandaşı, temiz hava sınır değerlerinin asıldığı bölgelerde oturmaktadır.
* Amer ikada her yıl 7 milyar ton toprak yok olmaktadır.
Bu örneklerde görüldüğü üzere binlerce doğa tahribine ait dramatik süreçler ve gerçek doğasever Kızılderili Kabile Reisinin bize verdiği dersler göz önünde bulundurulursa, bunlardan yararlanarak, doğayı koruma konusunda bazı ilkeler ortaya konabilir. Bunlardan bazıları aşağıda verilmiştir.
* Dünyanın insanlara değil, insanların dünyaya ait olduğunu hiç bir zaman unutmamalıyız.
* Kendisi de bir doğal varlık olan insan, doğaya karsı gelmemelidir.
* Doğaya doğal süreçlere iliksin bilgilerimizi sürekli arttırmalıyız. Çünkü doğaya ilişkin bilgilerin kazanılması, canlıların yaşayabilmesi için gerekli yardımla eşdeğerdir.
* Doğayı koruma hususunda bireye düşen görevler, bu hususta en yüksek derecede organize olmuş özel ve kamu kuruluşlarına düşen görev kadar önemlidir. Çünkü hiç kimse çok az şey yapabileceği konuda hiç bir şey yapmamayı yeğleyen birisi kadar büyük bir hata işleyemez.
* Doğal kaynakların ve çevrenin korunması, bunlardan en yüksek düzeyde yararlanma amacından çok, gerçek insanlığımızın ortaya konması bakımından önemlidir.
Maruf Öztoprak
Mustad'af
Sadık Albayrak
Umut Çetinkaya
Eyüp Sabri
Mehmet Kütükçüoğlu