İngilizce Acil Yardım Edebiyat Üzerine Genel

SİZİN GÖNDERDİKLERİNİZ

 Maruf Öztoprak
 Vaveyla-i Firak

 Yazıları / Şiirleri

  Mustafa Acar
  Hayata Dair

  Yazıları / Şiirleri

  Mustad'af
  Aykırı Düşünceler

  Şiirleri

  Sadık Albayrak
  Gelişim Durağı

  Kişisel Gelişim Yazıları

  Umut Çetinkaya

  Şiirleri


  Eyüp Sabri

  Yazıları


  Mehmet Kütükçüoğlu
  Toza Sor

  Şiirleri

  Caner Ertan
  Dardır Cennetin Sokakları

  Şiirleri



File: DELİ GÖMLEĞİM KAYIP BULAN VAR MI?
Description: Toza Sor
Author:
Date: 2008-04-15 02:17
Comments: (0)
Ratings:
Untitled Document

DELİ GÖMLEĞİM KAYIP BULAN VAR MI?
Dört duvar arasında ve kendi gök kubbesi altında sevincini, kederini ve varoluş mücadelesini kaybetmiş onlarca ya da yüzlerce et ve kemik yığınına mektup:

Zamanın savrukluğu, aşina yüzler, yalancı bahar, hiç açmayan çiçek ve gecenin karanlığında yalnızlığımı gasp eden şeylerle uğraşıyorum.

Sokaklar kalabalık ve yalnız. Yaşlı bir şehirde huzuru ararken çektiğim çileler bile ibadet sayılabilir. Lakin bir de inançsızlar var ki onları anlamakta tüm benliğim ile güçlük çekiyorum.

Kitaplarım, filmlerim, gazete kupürlerim ve birkaç plağımla inandığım hayatı yaşarken, inançsız insanların tehditleri, saldırıları ve ölü nefesleri ile var olmak zorundayım.

Zaman hiçbir zaman yetmez. Günlük arzularımızdan arındığımızda bizi bekleyen şey eğer inançsızlıksa, koca bir hiçliktir. Çoğu zaman hiçbir şey yapmamak çok şey yapmaktan daha anlamlıdır. Ama öncelikle buna inanmak lazım.

Hayatının merkezine aldığın ve aslında bir çileye dönüşen ev, iş, sevgili, araba, oje, parfüm, kibrit, su bardağı, haşlanmamış pırasa, sütsüz kahve, sana sahip olan asıl değerlere dönüşüyor.

Bu arada muhtemelen çok önem verdiğin para iki şekilde tehlikelidir. Çoksa ya da yoksa.

Peki, bunlardan kurtulmak isteyen ben,
Uçurum kıyısında uyanan ben,
Yağmuru arayan ben,
Ne yapıyorum?



Can yeleklerine bakıp, muhtemel bir kazada vapurunun batma ihtimalini düşünerek en yakın koltuğa oturan, aynı zamanda ruhunu hiçbir zaman anlamamış ve güzelliklerini göremediği şehrin manzarasını izlemek için, bir gözü cam köşesinde olan; yüzünün simetrisi bozuk, muhtemel çirkin ya da güzel ama yalnız kendine benzer birini bulmak ümidi taşıyan,

Sen ne yapıyorsun?

Bir marangozun estetiği,
Bir tüccarın adaleti,
Bir liderin iradesi,
Bir imanın diyeti!

Kurtulmak için daha kaç beden daha kaç sözcük daha kaç mezar gerek!

Ölmek için daha kaç vapur daha kaç iş daha kaç şehir gerek!

Odanın karanlığında daktilonun tuşlarını örselerken gece çılgın atlar misali koşmakta.

Herkesin sorunları alt etme yöntemi farklıdır.

Umarım bir yöntemin vardır!

Çünkü ben, ‘kayanın yosun tutan tarafındayım.’

 

Mehmet Kütükçüoğlu

Tarih Öğretmeni