İngilizce Acil Yardım Edebiyat Üzerine Genel

SİZİN GÖNDERDİKLERİNİZ

 Maruf Öztoprak
 Vaveyla-i Firak

 Yazıları / Şiirleri

  Mustafa Acar
  Hayata Dair

  Yazıları / Şiirleri

  Mustad'af
  Aykırı Düşünceler

  Şiirleri

  Sadık Albayrak
  Gelişim Durağı

  Kişisel Gelişim Yazıları

  Umut Çetinkaya

  Şiirleri


  Eyüp Sabri

  Yazıları


  Mehmet Kütükçüoğlu
  Toza Sor

  Şiirleri

  Caner Ertan
  Dardır Cennetin Sokakları

  Şiirleri



File: 1924, 1961,1982 Anayasaları
Description:
Author:
Date: 2007-04-17 21:23
Comments: (0)
Ratings:
Untitled Document

1924 Anayasası

1924 Anayasaları yeni Türkiye Cumhuriyetinin yapısı ile ilgili, bir anlamda siyasal Örgütlenme tarzıyla ilgilidir. Amaç, uzun yüzyıllar teokratik monarşik bir anlayışla yönetilmiş bir toplumun, kendi kendisini yönetmesi, egemenliğin halktan kaynaklanması, semavi değil dünyevi olmasına ilişkin çerçeveyi düzenlemiştir. Bu bağlamda 1924 anayasasını diğer anayasalarla karşılaştırılması pek doğru sayılmaz. Çünkü uzun süre devlet teşkilatının dini öğelerle desteklenmesi yeni kurulan bir devlet üzerine bir çok sorumluluk yüklemiştir. 1924 anayasasında laiklik ve demokrasi kavramları üzerinde pek durulmamıştır. Bunun nedeni olarak toplumun bu değişikliklere hazır olmaması ve büyük bir tepkiyle karşılaşma olasılığıdır.
Bu nedenlerden ötürü 1924 anayasasının özellikleri ve gelişimi üzerinde durduk, diğer anayasalarla karşılaşyırılması pek yapılmamıştır.

Hükümet Sistemi
Anayasaya göre türk milleti ancak TBMM temsil eder ve millet adına egemenlik hakkını yanlız o kullanır. Yasama ve yürütme erkleri TBMM’ de dir ve anda toplanır.
Meclis hükümeti her zaman deneteyebileceği ve düşürebileceği halde hükümetin, meclisi feshetme yetkisi yoktur.

1924 anayasası bazı yönleriyle pzrlementer sistemini andırır:
• Yürütme yetkisi teorik olarak mecliste bulunmakla birlikte, meclisin yürütme işlemlerini bizzat yapması söz konusu değildir. Bu sistemi anayasacılarımız kuvvetler birliği – görevler ayrılığı sistemi olarak adlandırır.
Başbakan, cumhurbaşkanınca meclis üyeleri arasından seçelir. Öteki bakanlar başbakan tarafından seçilip cumhurbaşkanının onayına sunulur.
Parlementer sistemin temel ilkelerinden biri olan hükümetin kollektif sorumluluğu ilkesini açıkça kabul etmiştir. Anayasanın 46. maddesine göre bakanlar kurulu, hükümetin genel politikasından birlikte sorumludur.

Anayasanın sertliği

1924 anayasası yeni kurulan bir devlet için oldukça yumuşak sayılmasına rağmen günümüz anayasasına ve 1961 yasasına göre çok katıdır. Özellikle şu maddesi bu özelliğini vurgular: hiçbir sebep ve bahane ile sasanamaz ve işlerlikten alı konamaz. Hiç bir kanun anayasaya aykırı olamaz hükmünü taşıyordu.

Laiklik

Anayasanın ilk kabulünde devletin dini islam’dır şeklinde bir madde yeralırken 1928 yılında bu madde çıkarılmış, 1937 yılında ise laiklik ilkesi konmuştur.

Kamu hürriyetleri

1924 anayasası Fransız Devriminden beri süre gelen ‘tabii hak’ anlayışını kabul etmiştir. 68. madde her türk hür doğar, hür yaşar fakat hürriyeti yasalar önünde sınırlıdır.

1924 anayasası çoğulcu değil çoğunlukçu anlayışı benimsemiştir. (1) Bu madde azınlık haklarınıa uygun değildir, azınlık hakları güvenceden yoksundur, meclis çoğunluğun kararı ile her şeyi yapabilir.

1961 ve 1982 Anayasaları

1961 ve 1982 anayasalarının yapım süreçlerinin karşılaştırılırsa, 1961 anayasası Türkiye tarihinin en demokratik anayasası sayılır. Türkiye sosyal ve ekonomik hakların yurttaşlar açısından bir hak ve devlet açısından bir görev olarak gündeme getirilmesine ve hukuksal değer kazanmasına ancak 1961 Anayasası ile kavuşabilmiştir.

Türkiye'nin anayasaları, öncelikle 1961 ve 1982 anayasaları ikinci tip anayasalardır. Yani, doğumları özürlüdür.

1961 Anayasası ve gerekse 1982 Anayasası anayasa profesörleri kurucu ve danışma meclislerinin yoğun çalışmaları sonucunda ortaya konulmuşsa da maddeleri en fazla değiştirilerek yamalı bohça haline getirilen anayasalar olmuşlardır.

1961 ve 1982 uyumsuz

Hem 1961 hem de 1982 anayasaları hatalı değil, uyumsuzdur. Yani Türk toplumunun gerekleri, ihtiyaçları ve hedefleri dikkate alınmadan yapılmış anayasalardır.
Dikkat edilirse bu iki anayasa da ihtilal sonrası anayasalardır. Onun için, ihtilal öncesi durumlarla sürekli olarak karşılaşılacağı kuşkusu ile tepki anayasaları halinde düzenlenmişlerdir.

Benzerlikler


Her iki anayasa, askeri müdahaleler sonucu oluşmuşlardır.
Her iki anayasa bir kanadı askeri harekatın liderliğini yapan kuruldan(milli birlik komitesi ve milli güvenlik konseyi(2)) diğer kanadı ise sivillerden oluşan (temsilciler meclisi ve danışma meclisi (3)) kurucu meclisler tarafından hazırlanmıştır.
Her iki durumda da kurucu meclis daha doğrusu bu meclisin sivil kanadı seçimle oluşmamıştır.
Her iki durumda da kurucu meclisle hazırlanan anaysa , halk oyuna sunulmak suretiyle kesinleşmiştir.
Her iki durumda da sivil kanadın , bakanlar kurulu’nun kurulması ve düşürülmesine ilişkin yetkileri yoktur.
Hem 1961 hem de 1982 anayasaları hatalı değil, uyumsuzdur. Yani Türk toplumunun gerekleri, ihtiyaçları ve hedefleri dikkate alınmadan yapılmış anayasalardır.Dikkat edilirse bu iki anayasa da ihtilal sonrası anayasalardır. Onun için, ihtilal öncesi durumlarla sürekli olarak karşılaşılacağı kuşkusu ile tepki anayasaları halinde düzenlenmişlerdir.

Farklar

Temsilciler meclisinin daha temsili bir nitelik taşıdığını görülmektedir.bu meclis üyelerinin yaklaşık üçte biri dolaylı bir seçimle üyelik sıfatını kazanmış, önemli bir bölümde kooptasyon(4) yoluyla üyeler belirlenmiştir. Buna karşılık 1982’ deki danışma meclisi üyelerinin tümü milli güvenlik konseyi tarafından seçilmiştir.
Temsilciler meclisinde kapatılan DP (demokrat parti)dışında günün iki partisi olan CHP ve DKMP anyasanon hazırlanmasında büyük ölçüde etkili oldukları halde, danışma meclisi tümüyle partisiz bir meclistir.
Danışma meslisi temsilciler mecliasine göre daha bürokratik bir yapıdadır.
Temsilciler meclisi, milli birlik komitesi karşısında, danışma meclisinin , milli güvenlik konseyi karşsında ki durumuna oranla daha geniş yetkili bir kuruluştur. 1961 yılında ki temsilciler meclisi milli birlik komitesinin çıkardığı yasaları isterse kabuletmeyebilir ve bu yasanın kabulü için karma bir komisyon kurulması yoluna gidilirdi.1982’ de ise danışma meclisi, milli güvenlik konseyinin hükmü altındadır.
1961 sisteminde, halk oyuna sunulan anayasa tasarısının kabul edilmemesi halinde ne yapılacağı açıkça belirtilmiştir.1982 sistemin de ise, anayasa tasarısının halk oylamasında reddi durumunda ne yapılacağı konusunda açıklık yoktur.
1961 halk oylamasında, siyasi partiler kamuoyu oluşturmakta aktif bir rol oynadıkları halde, 1982’ de siyasi partiler anayasanın halk oylamasında, halkın vereceği oyun nasıl olması gerekeceği hususunda herhangi bir otorite bulunmaz.
1961 halk oylamasının aksine, 1982 halk oylamasında anayasanın kabulü cumhrbaşkanı seçimiyle birleştirilmiştir. Bu sayede milli güvenlik konseyi başkanı ve devlet başkanı, cumhurbaşkanı sıfatını kazanmıştır.