İngilizce Acil Yardım Edebiyat Üzerine Genel

SİZİN GÖNDERDİKLERİNİZ

 Maruf Öztoprak
 Vaveyla-i Firak

 Yazıları / Şiirleri

  Mustafa Acar
  Hayata Dair

  Yazıları / Şiirleri

  Mustad'af
  Aykırı Düşünceler

  Şiirleri

  Sadık Albayrak
  Gelişim Durağı

  Kişisel Gelişim Yazıları

  Umut Çetinkaya

  Şiirleri


  Eyüp Sabri

  Yazıları


  Mehmet Kütükçüoğlu
  Toza Sor

  Şiirleri

  Caner Ertan
  Dardır Cennetin Sokakları

  Şiirleri



File: 059. Be to (Modal)
Description: Be to'nun modal olarak kullanımı
Author: Muyar
Date: 2007-04-01 18:22
Comments: (0)
Ratings:
Untitled Document

BE TO (AM / IS / ARE + TOINFINITIVE)


1- Arrangement planned for the future (Gelecekte planlanmış bir eylem):


- They are to give the reports to the students today.
- Öğrencilere karnelerini bugün verecekler.


- The Secretary General is to talk to Denktaş tomorrow.
- Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri yarın Denktaş’la görüşecek.


Örneklerde görüldüğü gibi yapılması planlanan bir iş "be to + infinitive" ile anlatılabilir.


2- Duty or ordering (Görev ya da emir):


- You are to water the garden today.
- Bugün bahçeyi sulayacaksın. (Genellikle anne-babalar çocuklarına yaptırmak istedikleri işleri bu şekilde söylerler)


3- Necessity (Gereklilik):


- We are to work harder.
- Daha çok çalışmamız gerek.


- You are to tell the truth.
- Gerçeği söylemelisin.


4- Purpose in if-clauses (Şart cümlelerinde):


- If you are to pass your class, you must work harder.
- Sınıfını geçmen için daha çok çalışmalısın.


5- In indirect speech (Dolaylı anlatım):


- He said, ‘Stay at home’. (DIRECT)
- He said that I was to stay at home. (INDIRECT)
- Evde kalmamı söyledi.

"Active - Passive" konusunda bilgilerinizi tazelemek için TIKLAYINIZ!


6- Arrangement planned in the past (Geçmişte planlanmış bir eylem):


- We were to buy a house in the near future.
- Yakın bir zamanda ev almayı planladık.


7- Expresses arrangements planned in the past but which didn’t happen with “be (am, is, are, etc. ) + to have + past participle” (Geçmişte planlanmış fakat gerçekleşmemiş bir eylem):


- We were to have bought a house, but later we changed our minds.
- Bir ev satın alacaktık fakat sonra fikrimizi değiştirdik.


- I was to have gone to Bodrum yesterday, but there was no room on the bus.
- Dün Bodruma gidecektim fakat otobüste yer yoktu (gidemedim.)